
22 Mayıs, dünya genelinde Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü
(Dünya Biyoçeşitlilik Günü) olarak kutlanıyor. 1993 yılından bu yana Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen bu özel gün; ekosistemlerin, türlerin ve genetik mirasın korunmasına yönelik farkındalığı artırmayı amaçlıyor.
Her yıl küresel ölçekte belirli bir tema etrafında şekillenen bu gün, sadece uzak ormanları veya okyanusları değil; bastığımız toprağı, suyumuzu, tarımımızı ve doğrudan geleceğimizi ilgilendiriyor.
Anadolu coğrafyası ve özellikle Erzincan-Tunceli (Munzur/Keşiş) hattı, biyolojik çeşitlilik açısından adeta bir dünya mirası niteliğindedir. Bu özel gün vesilesiyle bölgemizin zenginliğine ve sorumluluklarımıza kısa bir projeksiyon tutmak gerekir:
Erzincan, sahip olduğu mikroklima özellikleri ve vadileri sayesinde, Avrupa-Sibirya, İran-Turan ve Akdeniz fitocoğrafik bölgelerinin kesişim noktasında yer alır.
Flora Zenginliği: Munzur ve Keşiş Dağları, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en önemli bitki gen merkezlerinden biridir. Bölgede binlerce bitki türü yetişmekte olup, bunların yüzlercesi endemiktir (yani dünyada sadece bu topraklara özgüdür).
Doğal Gen Kaynakları: Bahar aylarında dağlarımızdan toplanan ışgın, çiriş otu, caşır, kemre gibi yerel türler; hem gastronominin hem de tıbbi ve aromatik bitki (TAB) sektörünün en değerli biyo-çeşitlilik unsurlarıdır.
Biyolojik çeşitliliği korumak, sadece bitkileri seyretmek değil; gıda güvenliğimizi garanti altına almaktır.
Arıcılık ve Nektar Florası: Erzincan'ın zengin geven ve kır çiçeği florası, arıcılıkta sürdürülebilir bir eko-modelin temelidir. Bu floranın korunması, arı popülasyonunun ve dolayısıyla tozlaşmanın (polinasyon) devamlılığı için hayati önem taşır.
Akıllı Tarım ve Koruma Balansı: Doğal habitatları tahrip etmeden, ekolojik dengeyi gözeterek yapılacak akıllı tarım ve drone destekli ağaçlandırma/tohumlama projeleri, biyoçeşitliliği korurken bölgesel kalkınmayı da tetikleyecek en güçlü araçlardır.
İklim değişikliği, kontrolsüz otlatma, aşırı ve usulsüz yabani bitki toplanması ile endüstriyel baskılar yerel gen kaynaklarımızı tehdit ediyor.
Biyoçeşitlilik gününün bu yılki küresel mesajları da hatırlatıyor ki; planın bir parçası olmak ve ekosistemi restore etmek zorundayız.
Genç nesillere bu doğa bilincini aktarmak, yerel kalkınma vakıflarının, sivil toplum kuruluşlarının ve eğitim modellerinin en birincil ödevi haline gelmiştir.
Günün Anlamına Dair: "Biyolojik çeşitliliği korumak; geçmişten kalan bir mirası korumak değil, geleceğe borçlu olduğumuz bir yaşam sigortasını ödemektir."
Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü kutlu olsun. Bu zengin coğrafyanın endemik değerlerini korumak ve sürdürülebilir kalkınmayla geleceğe taşımak adına hepimize büyük sorumluluklar düşüyor.
--------------------------------------------
Işkın
Erzincan Yaylalarının Gizli Lezzeti: Işkın Şerbeti (Erzincan Doğu Gazatesi haber)
Erzincan yaylalarında yetişen ışkın, Osmanlı döneminde şifa niyetine tüketilen şerbetiyle yeniden keşfediliyor; işte evde kolayca hazırlayabileceğiniz o tarif.
Erzincan Yaylalarında Kendiliğinden Biten Şifa Kaynağı: Işkın
Anadolu'nun yüksek rakımlı yaylaları, ilkbaharın müjdecisi olarak birbirinden değerli bitkilere ev sahipliği yapar. Şırnak ve Hakkari ile özdeşleşse de, Erzincan'ın bereketli yaylalarında da doğal olarak yetişen ışkın (yayla muzu), yüzyıllardır yöre halkı tarafından bilinir ve tüketilirdi. Osmanlı İmparatorluğu döneminde saray mutfağında da kendine yer bulan ışkın, özellikle mayhoş tadıyla ferahlatıcı bir şerbet olarak büyük ilgi görüyordu.
Osmanlı Sofralarının Vazgeçilmezi: Işkın Şerbeti Erzincan'da Yeniden Hatırlanıyor
Tarihi kayıtlara göre, Osmanlı saraylarında "Libes Şerbeti" adıyla bilinen ışkın şerbeti, özellikle yaz aylarında serinletici ve şifalı bir içecek olarak sıkça tüketilirdi. Divan-ı Lügat-it Türk'te de faydalarına değinilen ışkının o dönemde çiçek hastalığına iyi geldiği ve yüksek vitamin değerine sahip olduğu belirtiliyordu. Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş bu geleneksel lezzet, Erzincan'da yeniden hatırlanıyor ve yöre halkı tarafından farklı şekillerde değerlendiriliyor.
Erzincanlıların "Yayla Muzu": Hem Çiğ Yeniyor Hem de Şerbet Yapılıyordu
Doğu vilayetlerinde "Kürt muzu" olarak da adlandırılan ışkın, Erzincan yaylalarında da benzer şekilde biliniyor ve tüketiliyor. Erzincan'da sezonu mayıs ve haziran ayları olan ışkın ince kabukları soyularak çiğ olarak yeniliyor, özellikle harareti gidermek için doğal bir alternatif. Erzincanlı büyükler, geçmişte ışkının sadece yenilmekle kalmayıp, şerbetinin de yapıldığını hatırlatıyor. C vitamini deposu olan bu bitki, özellikle bahar aylarında vücudu zinde tutmak için ideal bir içecek.
Evde Işkın Şerbeti Nasıl Yapılır? İşte Erzincan Usulü Tarif!
Günümüzde hazır içeceklerin yaygınlaşmasıyla unutulan ışkın şerbetini evde yapmak aslında oldukça kolay. İşte Erzincan yaylalarından ilham alan, geleneksel yöntemlerle hazırlanabilecek bir tarif:
Malzemeler:
Yaklaşık 1 kg taze ışkın
2 litre su
Yarım su bardağı toz şeker (isteğe göre ayarlanabilir)
Birkaç damla limon suyu (isteğe bağlı)
Yapılışı:
Işkınları iyice yıkayın ve dışındaki ince kabukları soyun.
Soyduğunuz ışkınları yaklaşık 2-3 cm büyüklüğünde doğrayın.
Doğradığınız ışkınları tencereye alın ve üzerine suyu ekleyin.
Orta ateşte kaynamaya bırakın. Kaynamaya başladıktan sonra ocağın altını kısın ve yaklaşık 20-25 dakika kadar ışkınların rengi suya çıkana kadar pişirin.
Pişen karışımı ocaktan alın ve süzgeç yardımıyla suyunu bir kaseye veya sürahiye süzün. Işkın posasını atabilirsiniz.
Süzdüğünüz ışkın suyunu tekrar tencereye alın ve üzerine toz şekeri ekleyin. Şeker eriyene kadar karıştırın.
İsteğe bağlı olarak birkaç damla limon suyu ekleyebilirsiniz. Bu, şerbete hafif bir ferahlık katacaktır
Şerbeti ocaktan alın ve soğumaya bırakın.
Soğuduktan sonra buzdolabında iyice soğutun ve servis yapın.
Afiyet olsun! Bu doğal ve ferahlatıcı şerbetle Erzincan yaylalarının ve Osmanlı sofralarının lezzetini evinize taşıyabilirsiniz.
Erzincan ve çevresindeki dağlarda (özellikle Munzur ve Keşiş dağlarında) Mayıs ve Haziran aylarında doğal olarak yetişen ışgın (uçkun / dağ muzu), genellikle çiğ ve tuzlanarak tüketilse de yöre mutfağında çok özel yemeklere de dönüşür. Kendine has mayhoş, ekşimsi ve ferahlatıcı tadıyla yemeklere doğal bir aroma katar.
Erzincan ve bölge kültüründe ışgınla yapılan en yaygın ve sevilen yemek usulleri şunlardır:
Erzincan'da ışgının en çok bilinen ve kahvaltılarda ya da hızlı akşam yemeklerinde sıkça yapılan sıcak yemeğidir.
Yapılışı: Taze ışgınların dış kabukları muz gibi soyulur ve küp küp doğranır. Geniş bir tavada yemeklik doğranmış kuru soğan tereyağında güzelce kavrulur. Ardından doğranan ışgınlar eklenir. Işgınlar suyunu salıp hafifçe yumuşayana kadar çok az kavrulur (ekşiliğini ve diriliğini tamamen kaybetmemesi istenir). Son olarak üzerine kişi sayısına göre yumurta kırılır, tuz ve pul biber eklenerek sıcak servis edilir. Yöre halkı bu yemeği genellikle taze bazlama veya kete eşliğinde tüketir.
Işgının o kendine has ekşi aroması, geleneksel çorbalara doğal bir lezzet katmak için kullanılır.
Yapılışı: Önceden haşlanmış aşurelik buğday (yarma) ve nohut temel alınır. Bir tencerede kuru soğan ve salça tereyağında kavrulur. Üzerine haşlanmış bakliyatlar ve su eklenir. Çorbanın kaynamasına yakın, kabuğu soyulup küçük küçük doğranmış ışgınlar tencereye bırakılır. Işgınlar çorbaya o meşhur mayhoş tadını verir. Yaklaşık 10-15 dakika birlikte piştikten sonra üzerine kuru nane yakılarak servis edilir.
Işgının gövde kısımları, tıpkı zeytinyağlı bir sebze yemeği veya pırasa/kapuska mantığıyla pişirilir.
Yapılışı: Soğanlar zeytinyağında pembeleşene kadar kavrulur. İsteğe göre çok az pirinç veya bulgur eklenir. İri halkalar halinde doğranmış ışgınlar tavaya alınır. Kendi suyuyla ve çok az ilave suyla, kısık ateşte yavaşça pişmeye bırakılır. Hem sıcak hem de soğuk bir zeytinyağlı gibi tüketilebilir.
Sıcak yaz günlerinde Munzur dağlarından taze toplanan ışgınlarla yapılan ferahlatıcı bir alternatiftir.
Yapılışı: Soyulmuş taze ışgınlar oldukça küçük (tavla zarı büyüklüğünde) doğranır. Erzincan'ın meşhur süzme yoğurdu hafifçe sulandırılarak sarımsakla çırpılır. Doğranmış ışgınlar bu yoğurda eklenir. Üzerine zeytinyağı ve kuru nane gezdirilerek, salatalık cacığına ekşi ve kıtır bir alternatif olarak sofraya gelir.
Önemli Mutfak Notu: Işgının sadece gövde (sap) kısmı yenir ve yemeklerde kullanılır. Geniş ve fil kulağına benzeyen yaprakları yüksek oranda oksalik asit içerdiğinden zehirlidir ve kesinlikle tüketilmemelidir.
---------------------------------------------------
Çiriş Olu

Erzincan’da ilkbaharın (özellikle Nisan ve Mayıs aylarının) gelişi, dağlardan toplanan çiriş otu (yaban pırasası / güllük) ile mutfaklarda bayram havası estirir. Kendine has hafif sarımsaksı ve pırasayı andıran aromasıyla çiriş, Erzincan sofralarında hem şifalı hem de çok lezzetli geleneksel yemeklere dönüşür.
Erzincan mutfağında çiriş otuyla yapılan en yaygın ve sevilen yemekler şunlardır:
Erzincan’da çirişin en klasik ve en çok sevilen tüketim şeklidir. Çirişin aroması bulgura çok yakışır.
Yapılışı: Çiriş otları güzelce ayıklanıp yıkandıktan sonra pırasa gibi doğranır. Bir tencerede kuru soğan ve bol tereyağı (tercihen Erzincan tereyağı) kavrulur. İsteğe göre az miktarda salça eklenir. Doğranan çirişler tencereye alınır ve kendi suyuyla hafifçe sönene kadar sotelenir. Ardından pilavlık bulgur eklenir, sıcak su ilave edilerek kısık ateşte demlendirilerek pişirilir. Genellikle yanında buz gibi bir Erzincan cacığı veya ayranla servis edilir.
Ispanak veya pırasa kavurması mantığıyla yapılan, hem pratik hem de çok besleyici bir yemektir.
Yapılışı: Temizlenen çiriş otları çok küçültülmeden doğranır. Geniş bir tavada ince kıyılmış soğanlar tereyağında pembeleşene kadar kavrulur. Çiriş otları eklenir; otlar suyunu salıp çekene kadar kavurma işlemine devam edilir. Tuz ve pul biber eklenerek sade tüketilebileceği gibi, ocaktan indirmeden hemen önce üzerine yumurta kırılarak da servis edilir.
Tıpkı zeytinyağlı/kıymalı ıspanak veya pırasa yemeği gibi kaşık kaşık yenen sıcak bir ev yemeğidir.
Yapılışı: Küp doğranmış soğanlar zeytinyağı veya tereyağında salça (domates/biber karışık) ile birlikte kavrulur. Arzuya göre bu aşamada az miktarda kıymayla da lezzetlendirilebilir. Doğranmış çiriş otları tencereye eklenir. Üzerine bir avuç kadar yıkanmış pirinç veya pilavlık bulgur serpiştirilir. Çok az sıcak su ilavesiyle, kısık ateşte otlar ve pirinçler yumuşayana kadar pişirilir. Servis edilirken üzerine sarımsaklı yoğurt çok yakışır.
Özellikle kahvaltılarda ya da çay saatlerinde yapılan, un ve yumurta ile bağlanan nefis bir hamur işi alternatifidir.
Yapılışı: İnce ince doğranan çiriş otları hafifçe tuzla ovularak yumuşatılır (veya çok kısa süre haşlanıp suyu süzülür). Derin bir kapta yumurta, un, çok az süt veya su, tuz ve baharatlar pürüzsüz bir kıvam alana kadar çırpılır. Çiriş otları bu harca eklenir. Tavada kızdırılan tereyağı veya sıvı yağda, arkalı önlü börek gibi kızartılır.
İlkbaharın serin günlerinde içimizi ısıtan, çirişin ferahlatıcı tadını sunan bir çorbadır.
Yapılışı: Genellikle un çorbası veya yoğurt çorbası baz alınarak yapılır. Terbiyeli bir yoğurt çorbası kaynarken, içine ince kıyılmış taze çiriş otları eklenir. Çirişler yumuşayana kadar pişirildikten sonra üzerine tereyağında kızdırılmış nane ve pul biber gezdirilir.
Ufak Bir Mutfak Sırrı: Çiriş otunu temizlerken kök kısmındaki beyaz, zarımsı kabuğu mutlaka sıyırıp atmak gerekir. Yaprakların arasındaki toprak ve kum kalıntılarını tamamen temizlemek için de doğramadan önce sirkeli suda bekletmek en garanti yöntemdir.
Çiriş otu güneydoğu ve doğu bölgemizde yetişen bir bitkidir faydaları saymakla bitmez nisan yağmurlarıyla büyüyen, mayısın sonuna kadar dağlarda tepelerde biten kimi yörelerde dağ zambağı, sarı zambak, gülik ve daha birçok ismi olan içinde başta a vitamini olmak üzere onlarca vitamin barındıran çok değerli bir bitkidir çiğ iken kokusu biraz yabancı gelebilir ama pişirince çok lezzetli bir zeytinyağılı sebze yemeği olur aynı ıspanak yemeği gibi pişirilir bu aylarda çokça tüketin derim vitamin bombası.
Çiriş Otu Yemeği (Zeytinyağlı) Tarifi İçin Malzemeler
Yarım kilo çiriş otu
1 büyükçe kelle soğan
1 yemek kaşığı tepeleme salça
6 yemek kaşığı zeytinyağı
2 yemek kaşığı bulgur
1 tepeleme çay kaşığı tuz
1 tepeleme çay kaşığı karabiber
1 tepeleme toz kırmızı biber
1 su bardağı sıcak su
Çiriş Otu Yemeği (Zeytinyağlı) Tarifi Nasıl Yapılır?
Çiriş otunun kök kısmında beyaz bir zar olur onu çıkarın yaprak yaprak ayrılacaktır bol suya ıslatın biraz beklesin güzelce birkaç kere yıkayın, süzgece alın doğrayın.
Diğer tarafta tencereye zeytinyağını alin soğanı yemeklik doğrayın 3 dakika kısık ateşte kavurun üzerine salçayı ekleyip, 1-2 dakika kavurup, çirişi ekleyin.
Kısık ateşte arada karıştırıp çirişler yumuşayınca bulguru, suyu tuz ve biberi ekleyip, bir karıştırıp, kapağını kapatıp, kısık ateşte çirişler yumuşayıncaya kadar pişirelim.